Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce  (Okunma Sayısı 8900 Defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi Konuyu İncelemekte.
irem_ceren
Acemi Üye
**
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10

Avatar Yok


Üyelik Bilgileri
« : 14 Nisan 2013, 18:23:29 »

MERHABA ARKADAŞLAR YENİ BİR HİKAYEYE BAŞLIYORUM.ELEŞTRİLERİNİZİ OLUMLU YADA OLUMSUZ FARKETMEZ BEKLİYORUM ŞİMDİDEN OKUYAN TÜM DOSTLARA TEŞEKKÜRLER Öpücük :Gülümseme

                ÖMÜR BOYU BENİMSİN
   
BÖLÜM  1

    Üzerine doğru hızla gelen atlıyı gördüğünde, kendini yandaki çalılıkların arasına atacak fırsatı son anda buldu.Çalılıların arasına yuvarlanırken kızıl bir ışıltıyı fark etti. Atlı merak edip, dönüp bakmamıştı bile.

     Nal sesleri uzaklaşırken ,genç adam yuvarlandığı yerden doğruldu.Üzerindeki yaprakları silkelerken bir yandan da söyleniyordu.
-Lanet olsun! Lanet olası dikkatsiz, acemi biniciler.Seni elime geçirdiğimde, o nallardaki çamuru yedirmezsem…

Tekrar yola çıktığında, bir süre kızgınlıkla atlının kaybolduğu yola doğru baktı.Tam ters yöne  yola koyuldu.Yolun iki tarafındaki ağaçlar o kadar büyümüştü ki, gölgeleri hoş bir serinlik veriyordu.

Terlemiş ve kirlenmiş olan genç adam sıkıntıyla boynundaki fuları çekiştirip çözdü , cebine tıkıştırdı.Elleri çalı dikenlerinden çizilmişti , yanağındaki acıya bakılısa bir çizik de orada vardı.Şimdi Brendan’ın dilinden çekeceği vardı. Alayları kulaklarında çınlamaya başlamıştı bile.
-Dostum, ormanda kaybolduğunu düşünürken, meğer sen vahşi kedilerle oynaşıyormuşsun. Ormana ava çıkarken, bir şekilde beni atlatacağını ve vahşi bir leydinin kollarında, beni atlattığına sinsice sırıtacağını biliyordum.

Sözler kulaklarında çınlarken, canı daha da sıkıldı.Ormanda atının kendini sırtından atması yetmezmiş gibi ,lanet olası at ardına bile bakmadan dört nala uzaklaşmıştı.Aslında zavallı hayvanın  suçu yoktu. Bütün suç çalıların arasından çıkıp önlerine fırlayan o aptal sincaptaydı. At ne yapsın, her hayvan gibi ürküp onu sırtından atmıştı.En azından deneyimli bir sürücüydü de, yere düşerken kendini korumuştu.Bir süre yerden kalkamama ve nefes alamama gibi sorunları saymazsa.

Ah! asıl aptallık kendisindeydi.Ne zaman Brendan’In bir önerisinin sonu mutlu bitmişti ki.Geçen yıl gittikleri o hafta sonu eğlencesinde, flört ettiği leydinin evli olduğu ortaya çıkınca, az kalsın düelloda hayatını kaybediyordu hergele.
Ya ondan sonraki sezonun tam ortasında bir kaçamak yaparken, kadının kocası tarafından enselenmesine ne demeli.Allah’tan düelloyu  arkadaşı adına üstlenince, adamın gözü korkmuş ve olay örtbas edilmişti.Şimdide gönülsüzce geldiği bu küçük kasabada, hem attan düşmüş,hem de o kadar yolu yürümek zorunda kalmıştı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, deli bir atlı tarafından neredeyse eziliyordu.

Öfkesi burnunda, siyah kaşları mavi gözleri üzerinde çatılmış yürürken, kasabanın ilk evleri göründü.Bir an önce serin bir yer bulmak ve soğuk bir şeyler içmek istiyordu.
 
   Gözüne kestirdiği ilk hana girdi.İçerisi loş, izbe ve gürültülüydü.Günün bu saatine göre oldukça doluydu.Midesi yemek kokularına tepki verince sabahtan bu yana bir şeyler yemediğini hatırladı.Duvar dibindeki boş bir masaya yöneldi. Genç adam masaya doğru yürürken, handaki sesler hafifledi. Herkes kapıdan giren bu uzun boylu ,ancak asilzadelerin giyebileceği kalitede kıyafetleri olan yakışıklı adama bakıyordu.Genç adam umursamadan ,her zaman böyle ilgiye alışıkmış gibi,yürüdü, masaya oturdu.

Onu gören sıska,karga burunlu ve aksayarak yürüyen hancı sırıtarak yaklaştı.Yağlı bir müşteri olduğunu anlayan bir ifadeyle:
-Buyurun Lordum ne alırsınız? derken bir yandan da eğilip bükülüyor , ellerini ovuşturuyordu.
Genç adam asabi bir sesle yemek ve soğuk içecek istedi.

Hancı:
-Emredersiniz efendim,derhal diyerek, koşturabildiği kadar koşturdu.Bir yandan da, şişman karısına ve kıkırdayıp duran kızına emirler yağdırıyordu.


    Handa gürültüler devam ederken kapı açıldı , içeriye yirmi sekiz yaşlarında, sarışın, uzun boylu, çok yakışıklı bir adam girdi.Gözleriyle hanı şöyle bir taradı.Bakışları genç adamın üstünde durunca, yakışıklı yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.Ona doğru yürürken bir taraftan da :

-Alex nerelerdesin Lordum, saatlerdir seni arıyorum, diye söyleniyordu.

    Alex başını kaldırdı ve kızgın bir suratla ona baktı.İki genç adam yan yana gelince aralarındaki fark bariz olarak ortaya çıktı.
Brendan ne kadar sarışınsa Alex o kadar esmerdi.Bronzlaşmış teni, kaslı ve uzun boyu, bir erkekte bulunamayacak kadar düzgün burnu, köşeli çenesi ve kadınların aklını başından alacak bir gülüş sergileyen dudaklarıyla, sanki eski yunan tanrılarına model olmuş gibiydi.Aslında daha çok savaş tanrısı Ares’e.

     Brendan ise Alex’in sarışın haliydi.O da çok yakışıklı ve düzgün bir fiziğe sahipti.Yalnız kişilik olarak tamamen zıt olan bu iki genç adam, geceyle gündüz gibiydiler.Alex ne kadar ciddi otoriter  ve ketumsa, Brendan da o kadar dışa dönük eğlenceli ve güler yüzlüydü.

         İkisi de zengin bir lordun tek varisleriydi.Alex babası ölünce dükalık unvanını almış, genç yaşta büyük bir servetin bütün sorumluluğunu üstlenmişti.Babasının cimriliği nedeniyle bakımsız kalmış tüm o malikaneler, araziler ve çiftlikler harabeye dönmüştü.Bu görevi üstlendiğinden bu yana ,tüm zamanını işle uğraşarak geçiriyor , arazilerini ve bu arazide çalışan kiracıların yaşam koşullarını düzeltmeye çalışıyordu.Ayrıca malikanelerde çalışan hizmetlilerin paralarını alamama sebebiyle işten çıkmaları üzerine,birde yeni hizmetçi kahya ,seyis ve bahçıvan ordusunu işe almak için uğraşmıştı.Üstelik  bütün bu işleri denetlemek zorundaydı ki, zaten bütün zamanını  alıyor oradan oraya koşturuyordu.

     Brendan ise, babasının bıraktığı mirası akıllıca karar ve yönetimle ikiye katlamış, görünüşünün aksine zeki ve iyi bir iş adamıydı.Her ne kadar asiller arasında çalışmak, hele ticaretle uğraşmak küçültücü ve tiksindirici bulunsa da, bu iki genç adam çalışarak rahatlıyorlardı.

        Arada bir eğlence için Bredan’a uyan Alex,her seferinde bu son dese de Brendan ne yapıp ne ediyor,Alex’te onu kıramıyordu.Her zamanki gibi bu eğlencenin de suyu çıkmıştı.Güya bu ormanlar ülkenin en iyi av bölgesiydi.Bütün asiller buraya avlanmaya geliyordu.Bir tane bile av bulamamalarını bir yana bırak ,ortada ne asiller, ne atlar ne de düzgün kalınacak bir han vardı.

  Brendan sırıtarak Alex’in karşısındaki sandalyeye oturdu.

-Ekselansları yüzünüzden düşen bin parça sizi kim kızdırdı?

-Burasının çok iyi bir av bölgesi  ve asiller tarafından çok revaçta olduğunu söyleyen münasebetsizin biri.

-Ama Ekselansları belki o da kandırılmıştır.

-Bu kandırılma, intikam almak isteyen bir leydinin komplosu sonucu olmasın.

-Ama Alex bana haksızlık ediyorsun.Ayrıca İren’e ayrılmak istediğimi söylediğimde burası hakkında hiçbir şey söylemedi.Bu konu onunla aramızda geçmedi bile.

-Peki bu fikir İrene’nin yakın arkadaşı Christina tarafından sana söylenmiş olabilir mi?

-Niye böyle bir şey yapsın ki?

-Üç gün süren bir yolculuk yaptık.Geldiğimiz yere bir bak.Tanrının bile unuttuğu kalacak bir yeri olmayan ,olsa bile bitlenmekten kurtulamayacağımız hanlarda ,avlanacak karga bile bulunmayan av bölgesinde ne kadar eğlenilir?

Bir düşün. Sen bu ayrılıktan sonra, onbeş gün Londra’dan ayrılsan, ortadan kaybolsan, tüm o baloları dolaşan İrene nasıl bir söylenti yayar?"Zavallı Lord Brendan, ona ayrılmamız gerektiğini söylediğimde öyle perişan oldu ki, sezonun tam ortasında Londra’dan ayrıldı."

Alex tek kaşını kaldırmış, dramatik  tavırla İrene’yi taklit eden bir sesle konuşurken, Brendan şaşkın  halde ona bakıyordu. Alex sözlerini bitirince bir an sessizlik oldu ve sonra Brendan bir kahkaha patlattı.Sarsılarak ve karnını tutarak öyle çok gülüyordu ki ,şaşkınlıkla bakma sırası Alex’e geçmişti.

Bir süre, sabırla onun durulmasını bekleyen Alex sonunda:

-Bu kadar eğlenceli olan nedir? Diye sordu.

Gülmekten gözleri yaşaran Brendan, zor da olsa sakinleşti ve:

-Sen Lordum. Şimdi bana sezonun ortasında Londra’dan uzaklaştırıldığımı söylüyorsun ya.

-Eeeee….

-Ben de bu sezon, o kızların yaşlı annelerinden ve kıkırdayan, utangaç,  zavallı kızlarından nasıl yakayı kurtarırım diye düşünüyorken…

Alex’in sözün tamamını dinlemesine gerek yoktu. Birbirlerine baktılar ve ikisi birden kahkahalarla gülmeye başladılar.

Bu sırada hancı kocaman bir tepsi yemek ve içecekle masalarına yaklaştı. Tepsiyi masaya bıraktıktan sonra:

-Lordum başka bir isteğiniz var mı? Diye sordu.

Tepsideki yemeklere göz gezdiren Alex, arkadaşına anlamlı bir bakış attıktan sonra, imalı bir şekilde:

-Hayır yok.Daha ne olsun ki ,tam krallara layık yemekler diye cevapladı

.Brendan’ın sırıttığını görünce kaşlarından birini kaldırdı ve alayla:

-Buyrun Lordum.Sezonun tam ortasından kaçmanızın şerefine dedi .

     Brendan’ın kahkahaları eşliğinde, aç olmasalar dönüp bakmayacakları yemekleri yerken, Alex başını kaldırdı ve pencereden görünen sokağa baktı.Öğlenin tam bu vaktinde birkaç köylünün  dışında kasaba meydanı boş sayılırdı.Sanki terk edilmiş gibi.İnsan burada nasıl zamanını geçirirdi? Kuruyup ölmesi yaşamaksa.

      Tam o anda, meydandan kızıl bir pırıltı eşliğinde, rüzgar gibi geçen bir atlıyı görünce, masadan fırladığı gibi hanın kapısına vardı.Kapıyı sertçe iterek yola atıldı ama, atlı iyice uzaklaşmıştı.

 Telaşla yanına gelen Bredan:

-Ne oldu, sorun nedir?diye sordu.

Atlının arkasından bir süre bakan Alex:

-İki saat önce ormandaki yolda bu aptal, neredeyse beni eziyordu.

-Kimmiş?

-Bilmiyorum sadece siyah atı ve gözüme çarpan kızıllığı fark ettim.

   Onlar konuşurken, hanın önünde sandalyede pinekleyen ihtiyar, tek gözünü açarak mırıldandı:

-Canınızı kurtardığınıza sevinin ,geri dönseydi  şu anda ölü olabilirdiniz lordum.

Alex’le Brendan aynı anda şaşkınlıkla geri dönüp baktılar:

-Ne ne dedin sen? Diye sert bir sesle sordu Alex.

-Diyorum ki, o gördüğünüz vahşi  yartık Alyssa.Burada herkes ona Lanetli Aly der.

İhtiyarın bu açıklaması hiçte tatmin edici olmamıştı.

-Şimdi sen bana, o eyersiz atın üzerinde ki binicinin, bir kadın olduğunu mu söylüyorsun?dedi Alex şaşkınlık ve kızgınlıkla.

-Evet lordum.

-Peki kim bu Lanetli Alyssa?

-Aman lordum merak etmeyin daha iyi.

Alex iyice kızmaya başlamıştı sertçe:

-Sana kim olduğunu sordum be adam, soruya cevap ver.

İhtiyar gönülsüzce:

-Pekala, nasıl isterseniz, sonra laneti size de bulaştığında beni suçlamayın.

Alyssa bizim kasabanın ehm eeee anlarsınız işte öyle bir kadın var. Lorna. Onun kızı.
 
Bu kadın on yedi yıl önce kucağında bir bebekle buraya geldi ve kasabaya yerleşti.Sonra bu bebek büyüdü.Büyüdükçe güzelleşti.Bir defa gören, dönüp bir kere daha bakmaya can atıyordu.Ama annesinin gittiği yol dürüst bir yol değildi.  Anlıyor musunuz lordum?

 Alyssa büyüdükçe, ana kızın arasındaki sorunlar da büyüdü. On üç yaşındaydı, annesi bunu evden kovdu.O günden sonra, ormanda bir kulübede yaşamaya başladı.Asıl olaylar ondan sonra başladı.Lorna’nın evi yandı.Bir kaç defa ölümden kıl payı kurtuldu.Kim Alyssa’e takışsa sonunda mutlaka ya ölüm ya yaralanma vardır.Bu nedenle ondan uzak durun lordum.

   Alex ve Brendan bir süre Alyssa’in gittiği yöne baktılar.Alex dişlerini sıkarak söylendi:

-Kadın olmakla elimden kurtulacağını sanıyorsa ,yanılıyor.dedi,Aklına bir şey gelmiş gibi pis pis sırıttı.

-O vahşi kediyi elime geçirdiğimde, iyi bir ders vereceğim ve asla unutamayacak. Böylece kasabanın üzerindeki  lanette kalkacak.

Sonra dönüp peşinde ki Brendan’la hana girdi.
Logged
Kadın Temsilcisi
KadıncaForum
*****

Offline

Mesajlar: 27194

View Profile
Re: Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce
« Posted on: 18 Ekim 2017, 21:52:10 »

 
      uyari
Merhaba Ziyaretçi, Öncelikle Sitemize Hosgeldin. Ben KadıncaForum Botu Olarak Siteden Yararlanabilmeniz İçin, Üye Olmanızı Öneririm. Unutmayınız! Bu Site Sadece, Biz Kadınlara Özeldir.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce oyunlari, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce programi, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce oyunu indir, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce program yükle, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce download, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce istenmeyen tüyler, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce resimleri, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce haber, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce yükle, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce lazer epilasyon, Ömür Boyu Benimsin Yazan Jennifer Royce msn eklentisi, sarki sözleri
kezban62
Kraliçe
*
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11426



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : 14 Nisan 2013, 22:00:32 »

Emeğine Sağlık Hikaye Ekleyen Arkadaş Kalmadı pek Artık Devamını Bekleriz
Logged

_dark_
Yönetici.
*
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1406



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 15 Nisan 2013, 10:42:04 »

Öncelikle hayırlı olsun hikayen. Emeğine sağlık. Çok beğendim ilk bölümü devamını bekliyorum. Gülümseme
Logged

angelina89
Acemi Üye
**
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 08 Mayıs 2013, 09:41:47 »

Emeğine sağlık. Güzel olmuş hikayen.
Logged
ViolinP
Acemi Üye
**
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8

Avatar Yok


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 28 Temmuz 2013, 15:01:05 »

Ne kadar güzel olmuş böyle!Bu tür hikayeler okumaya bayılırım Gülümseme Ellerine sağlık.
Logged
cfr
Acemi Üye
**
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 38

Avatar Yok


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 03 Ekim 2013, 18:02:32 »

eemğine sağlık gerçekten
Logged
HUEZKUU
Yeni Üye
*
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2

Avatar Yok


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 29 Ekim 2014, 18:26:42 »

WATTPADDE OKUMAYA ÇALIŞTIM AMA HİKAYENİN SONUÇUNU GÖREMEDİM.AMA KURGU MÜKEMMELDİ.GGERÇEKTEN HARİKA YAZIYORSUNUZ.WATTPADE TANIŞTIM SİZİNLE.KİTABIN TAMAMMINA NASIL ULAŞABİLİRİM ACABA.
Logged
Sayfa: [1]
 
Gitmek istediğiniz yer: